Gezilerimden

Bugün sizlerle küçük bir seyehate çıkalım,Akdenizin en eski şehirinden söz edecem.Bir tür gezi ve bilgi paylaşımı olacak.
Bu yaz akdenize yapmış olduğum gezilerden biri. İlk defa Mersine giden birisi olarak bu şehri sevdim, havası, doğal güzellikleri çok etkileyici. Yolculuk boyunca
Toros dağları size eşlik ediyor, yanlızlık çekmeyin diye sanki. Renklerin uyumu insanı başka bir dünyaya götürüyor, yeşil ve mavinin uyumu hiç bu kadar güzel gelmemişti
bana, yolculuk boyunca. Arabayla yaptığımız bu yolculukta en dikkat ettiğim bir diğer konu da tarihi güzelliklerini görmem ve içlerinden geçmem oldu. Ben bu yolculuğa
Konya’dan başlamış olduğumdan, bir tarihi şehirden, bir başka tarihe yolculuk yapmam beni heyecanlandırıyordu. Dağlardan sahile doğru inmeye başladıktan sonra ilk ilgimi
Çeken denizin ortasındaki Kız kalesi oldu, mavi suların içinde endamıyla dimdik duruyordu kale, ben eski ama yeniyim dercesine dimdik ayakta size selam veriyordu
Kız kalesi, Mavi suların ortasında gökyüzündeki martılar ona arkadaşlık, denizdeki insanlarda dostluk gösteriyordu. Kendi kendime dedim ki İstanbul’da ki kız kulesinin başka bir suretimi dedim, ama tabi ki İstanbul’daki Kız kule’sinin ayrı bir hikâyesi olduğunu duymuş ve okumuştum.

kız kalesi havadan görünümü
Mersin şehrinin Kız kalesi hakkında pek bir bilgim olmadığından, hemen bilgi araştırması yaptım. Bunu sizlerle paylaşmak isterim, Erdemli ye bağlı bir kasabada bulunuyor
Kız kalesi, Erdemliden 23 km uzaklıkta batı da yer alan bir yer, tarihteki adı Korykos Antik Kenti olarak geçiyor, Şehri korumak için yapılmış sağlam surlardan
Oluşmaktadır.
kız kalesi
M.Ö 4. yüzyıllarında inşa edilmiş canlı bir Roma şehri dersek yanlış olmaz galiba. Bu Antik şehirde yaşayan devletler, Roma, Bizans, Lusigman ve Kahraman oğlu
Yaşam sürmüş.
Denizin ortasında sağlam taşlardan yapılmış surlar size bakarken düşüncelere dalıyorsunuz o devirde nasıl yaptılar bu kaleyi diyorsunuz.
Günümüzde olsa çok kolay yapılır inşa edilir deriz ama o eski devirde teknoloji yokken sadece insan gücü ile yapmış olmaları insanı düşündürüyor, takdir ve saygı
Duymamızı sağlıyor. Kız kalesinin o ihtişamından sonra yolumuzun üstünde tarihi bir yer olan Kanlı divane den söz etmek istiyorum. Burdaki halk bu şehrin değerini
bilmiyor, her yer çöp, tarihi taşlarıda mezar taşları yapmışlar maalesef. Kanlı divane büyük bir çukurdan oluşmaktadır. Bu şehirde Helenistik, Roma, Bizans döneminden kalma
tapınak, kuleler, kadın ve erkek heykelleri bulunmaktadır. Bir rivayete göre o dönemin Kralları suçluları bu obruğa atarlarmış ve içinde vahşi hayvanlar bulunurmuş.
Tarih insanı şaşırtmaya devam ediyor işte, derin çukurun duvarlarındaki resimleri orda görmek dokusunun bozulmamış olması, insanların resme zarar vermemesi
ayrı bir mutluluk, son olarak her yıl burada uluslar arası müzik festivali yapılıyormuş. Dünyanın bütün şehirlerinden buraya gruplar gelerek konserler düzenleniyormuş.
Gün o kadar hızlı akıyor ki burada zaman yetmiyor. Çok gezilecek yerler var Mersin de ,deniz ve tarih iç içe olduğundan insan denizede girmek istiyor hemen.
Biraz mola verip denize girmeyi düşünürken, bir bakıyorum kendimi Cennet ve Cehennem Obrukların da buluyorum.

Cennet ve Cehennem adı insana ölümüde düşündürüyor. Cennet ve Cehennem adını duyduğumda, Cennet’i yem yeşil bir yer olarak Cehennem’i ise kocaman derinliği olan kapkaranlık bir yer olarak hayal ettim.İlk olarak Cennet’e inmek istedim. Büyük bir Obruktu içi yeşil ağaçlarla dolu bir çukur. İçine inmek için merdivenlerden aşağıya doğru inmeye başlıyoruz, bugün burası oldukça kalabalıktı.
Tek sıra halinde merdivenlerden inmeye başlıyoruz, bazıları inerken basamak saymaya başlıyordu. Ben de basamaklardan inerken basmakları inceliyor, taşların nasıl işlendiğine bakıyordum. Artık yavaş yavaş Cennete gelmeye başladık, içerisi soğuk ve yerler kaygan olmaya başlamıştı. Mağranın içi çok kaygan inerken çok dikkatli olmalısınız.
Üstünüze yukardan su damlaları akıyor, yerler bu sayede kaygan oluyor çok dikkatli olmasınız. Şimdi artık Cennet’in tam göbeğindeyiz. İçerisi karanlık, nemli ve kaygan.
En güzel yanı sesinizin size geri gelmesi, ses yankısı çok hoş bir duygu. Size yeri gelmişken kısa bir bilgi notu aktarmak istiyorum. Eski çağlarda buraya Korikos
mağraları denirmiş. Buranın sahipleri Ejder Typhonun meskeni sayılırmış. Mağranın ağzında da bir kilise bulunmaktadır. Bu kiliseyi bir dindar rahip yaptırmış. Cennet
mağrasında 452 basamak bulunmaktadır.300’cü basamakta ise Kilise bulunmaktadır.Şimdi geri dönüş için merdivenlerden tırmanmaya başladık çok yorucu çıkmak Cennet’ten. Bu arada aklıma gelmişken basamakları saymaya uğraşmayın yukarıda girişte tabelada yazıyor. 😀
cennet mağarası kilise
Zor da olsa tırmanışımız biti ve cehennem çukuruna doğru yürüyüşümüz başladı ,burası 705 metre uzaklıkta bir yer.Çok dehşetli büyük bir çukur ben aşağıya bakamıyorum
yükseklik korkumdan. Yanımdakiler bana gülüyor :)))).Buranın hikayesi de suçlular buraya atılırmış. Ne günlermiş dedim kocaman bir çukura atılmak ve ölmek duygusu beni
kötü yaptı. Bir an önce gitmek istedim işte.
Gezmek ve görmek bitmez bu şehirde daha çok yer var gezilecek ama ben bugün gezime nokta koydum, şimdi biraz denize girmek ve serinlemek istiyorum müsadenizle.
Son olarak eğer bir gün yolunuz bu şehre düşerse gezmenizi tavsiye ederim. Hayatımız bizlere güzel ve sağlıklı bol gezme şansı sunsun. Hoşça kalın.

Gezilerimden” üzerine bir düşünce

Bir cevap yazın